top of page

Değersiz Hissetmekten Gerçekten Kurtulmak İstiyor musun?

  • Yazarın fotoğrafı: Su EREM
    Su EREM
  • 1 gün önce
  • 5 dakikada okunur


Belki de bırakmak istemediğin şey değersizlik değil, onun sana sağladığı gizli güvenlik alanıdır.


Bir an dur ve kendine şu soruyu sor: Değersiz hissetmekten gerçekten kurtulmak istiyor muyum?

İlk anda bu soru biraz tuhaf gelebilir.

Kim değersiz hissetmek ister ki? diyebilirsin.


Elbette hiç kimse bilinçli olarak değersiz olmayı seçmez. Fakat bazen insan, kendisini kötü hissettiren bir düşünceye veya kimliğe düşündüğünden çok daha uzun süre tutunabilir.

Çünkü bazı duygular yalnızca acı vermez.

Aynı zamanda bir şey sağlar.

İşte tam burada ezberimizi bozabiliriz.


Değersizlik sadece nasıl hissettiğin değildir

Değersizlik hissi bazen şöyle görünür:


  • Ben zaten yeterince iyi değilim.

  • Beni neden seçsinler ki?

  • Benim yaptığım ne ki?

  • Başkaları benden daha başarılı.

  • Kimse beni gerçekten önemsemiyor.

  • Ben ne yapsam olmuyor.

  • Benim şansım yok.

  • Bana değer verilmesi için daha fazlasını yapmalıyım.


Bazen de hiç böyle cümlelerle ortaya çıkmaz.

Bir türlü kendini ortaya koyamamakta…

Sürekli başkalarının onayını beklemekte…

Hayır diyememekte…

Sana iyi gelmeyen ilişkilerde kalmakta…

Başarını küçümsemekte…

Birisi seni övdüğünde “Yok canım, ne yaptım ki?” demekte…

Kendini sürekli başkalarıyla karşılaştırmakta…

Kendi ihtiyacını sürekli sona bırakmakta…

gizlenebilir.


Yani değersizlik her zaman Ben değersizim. diye konuşmaz. Bazen davranışlarınla konuşur.


Peki insan neden kendini değersiz hissetmeye devam eder?

İşte burada biraz rahatsız edici bir soru soralım: Bu değersizlik hali bana ne sağlıyor?

Dikkat.

Bana neden bunu yapıyorum? demiyorum.

Bana ne sağlıyor?


Çünkü zihnimiz yalnızca bizi mutlu eden şeylere değil, bize bir şekilde hizmet eden şeylere de tutunabilir.

Örneğin;

  • Ben yapamam.- dediğinde başarısız olma riskini almamış olursun.

  • Kimse beni anlamıyor.- dediğinde anlaşılmak için yeni bir iletişim kurmak zorunda kalmazsın.

  • Ben değersizim.- dediğinde başkalarının seni değerli hissettirmesini bekleyebilirsin.

  • Ben zaten hep kaybediyorum.- dediğinde yeniden denememen için güçlü bir gerekçen olur.

  • Bana kimse değer vermiyor.- dediğinde kendi sınırlarını ve seçimlerini sorgulamak yerine karşı tarafı suçlamak daha kolay olabilir.


Bazen kişi bunun farkında bile değildir. Bu bir oyun değildir. Bir manipülasyon planı değildir. Çoğu zaman bilinçli bir çıkar hesabı da değildir.


Fakat bir alışılmış kimlik haline geldiğinde, o kimliğin korunmasının bazı sonuçları olabilir. Ve insan alıştığı şeyi, kendisine zarar verse bile güvenli bulabilir.


Değersizlik bazen bir sığınak olabilir

Garip ama gerçek:

Bazen insan kendisini kötü hissettiği yerde bile kendini güvende hisseder.

Çünkü orayı bilir.

Nasıl davranacağını bilir.

Kim olduğunu bilir.

Ne söyleyeceğini bilir.

Hatta çevresindeki insanların ona nasıl tepki vereceğini bile tahmin eder.


Ben değersizim. Bu cümle acı vericidir. Ama tanıdıktır.


Peki ya bir sabah gerçekten değerli olduğunu kabul edersen?

İşte asıl değişim burada başlayabilir.


Çünkü o zaman bazı şeyleri artık eskisi gibi yapamazsın. Kendine kötü davranan bir ilişkide kalmak zorlaşabilir. Sürekli onay beklemek anlamsızlaşabilir. Sana uymayan tekliflere “evet” demek zorlaşabilir.

Kendini küçültmek rahatsız etmeye başlayabilir. Bazı insanları memnun etmek için kendinden vazgeçmek eskisi kadar kolay olmayabilir.

Ve belki de en önemlisi… Hayatının sorumluluğunu biraz daha fazla eline alman gerekebilir.

İşte insan bazen bundan korkar.


Değerli olursam ne değişecek?

Belki de asıl soru budur.

Ben neden değersiz hissediyorum? sorusu bizi geçmişe götürebilir. Ama şu soru bizi seçime götürür: Kendimi değerli gördüğümde hayatımda ne değişmek zorunda kalacak?


Düşünsene…

Kendini gerçekten değerli kabul ettiğinde:

Daha net sınırlar koyman gerekebilir.

Kendi kararlarının arkasında durman gerekebilir.

Başkalarının onayını beklemeyi bırakman gerekebilir.

Kendini sürekli açıklamaktan vazgeçmen gerekebilir.

Sana değer vermeyen insanların peşinden gitmeyi bırakman gerekebilir.

Kendini göstermekten korkmamayı öğrenmen gerekebilir.


Ve belki de yıllardır söylediğin bazı cümleleri bırakman gerekebilir.

“Ben böyleyim.”

“Benim kaderim bu.”

“Ben zaten yapamam.”

“Beni kimse sevmez.”

“Benim için hiçbir şey değişmez.”


Bunlar gerçek olmak zorunda değil. Bunlar bazen sadece uzun süre tekrar edilmiş düşüncelerdir.


Peki ya değersizlik bir kimliğe dönüştüyse?

Burada çok önemli bir ayrım var:

“Değersizim.”

ile

“Şu anda kendimi değersiz hissediyorum.”

aynı şey değildir.


İlk cümle kimlik oluşturur.

İkinci cümle deneyimi tarif eder.


Birinde kendini tanımlarsın.

Diğerinde yaşadığın şeyi fark edersin.


SBAS bakışında farkındalık tam da burada önem kazanır. Çünkü fark ettiğin şey artık seni tamamen yönetmek zorunda değildir.


Bir düşünceyi fark edebilirsin.

Bir duyguyu fark edebilirsin.

Bir davranış döngüsünü fark edebilirsin.

Bir kimliğe ne kadar sadık kaldığını fark edebilirsin.

Ve fark ettiğin yerde yeni bir seçim ihtimali doğar.


Kendine şu soruları sor

Bugün kendine dürüstçe bakmak istersen, cevapları hemen bulmaya çalışma.

Sorunun sende ne açtığını gözlemle.


Ben kendimi değersiz hissettiğimde ne yapıyorum?

Bu davranış bana ne kazandırıyor?

Değersiz olduğuma inanarak kimden ne bekliyorum?

Kendimi değersiz gördüğümde hangi sorumluluktan uzak kalıyorum?

Değerli olduğumu kabul edersem hayatımda ne değişmek zorunda kalacak?

Kendime değer vermeye başlarsam kimi memnun edemeyeceğim?

Kimin onayına artık ihtiyaç duymayacağım?

Bugün kendimi değersiz hissettiren hangi düşünceyi gerçek kabul ediyorum?


Ve belki de en güçlü soru:

Değersiz olduğuma inanarak hayatımda neyi mümkün kılıyorum?


Cevap hoşuna gitmeyebilir. Hatta biraz rahatsız edebilir. Ama bilinç her zaman rahatlatmak için gelmez.

Bazen bizi uyandırmak için gelir.


Değer görmek ile değerli olmak aynı şey değil

Bir başka önemli nokta da şu: Değerli olmak ile değer görmek aynı şey değildir.


Bir insan seni görmeyebilir.

Takdir etmeyebilir.

Seni seçmeyebilir.

Sana istediğin ilgiyi göstermeyebilir.


Bu, senin değersiz olduğunu kanıtlamaz. Sadece o kişinin seni nasıl gördüğünü gösterir. Başkasının bakışı senin varlığının ölçüm cihazı değildir.

Değerini sürekli dışarıdan almaya çalıştığında, kendi merkezini başkasının eline bırakırsın.

Bugün biri seni över. İyi hissedersin.

Yarın biri eleştirir. Değerin düşmüş gibi gelir.

Sonra başka biri seni onaylar. Yükselirsin.


Böylece değer duygun sürekli dışarıdaki koşullara bağlanır. Oysa bilinçli seçim başka bir yerden başlar: Ben kendimle nasıl ilişki kuruyorum?


Belki de kendini düzeltmen gerekmiyor

Bazen kişisel gelişim dünyasında sürekli bir kendini düzeltme hali oluşuyor.

Daha iyi ol. Daha pozitif ol. Daha güçlü ol. Daha özgüvenli ol. Daha başarılı ol. Daha çok çalış. Daha çok sev.

Daha çok ver.


Peki ya mesele kendini sürekli düzeltmek değilse?

Belki mesele kendini fark etmek. Neyi tekrar ettiğini görmek. Neye sadık kaldığını görmek. Hangi kimliği koruduğunu görmek.

Ve sonra:

Bunu seçmeye devam etmek zorunda mıyım? diye sormak. Çünkü dönüşüm bazen daha fazlasını eklemekle değil, artık sana hizmet etmeyen bir seçimi bırakmakla başlar.


Yeni bir seçim mümkün mü?

Değersizlik hissi geldiğinde kendine hemen:

“Hayır, ben çok değerliyim!” demek zorunda değilsin. Zihnin buna inanmayabilir. Onun yerine daha gerçek ve daha güçlü bir yerden başlayabilirsin: Şu anda kendimi değersiz hissediyorum. Peki bu his benim gerçeğim mi, yoksa şu an içinde bulunduğum bir deneyim mi?

Sonra bir adım daha:

Bu deneyim bana ne anlatıyor? Ve ardından: Şimdi kendim için hangi yeni seçimi yapabilirim?

İşte burada bilinç devreye girer. Fark etmek. Görmek. Sorgulamak. Seçmek. Ve seçimin sonucunu yaşamaya başlamak.


Son söz

Belki sen değersiz değilsin. Belki sadece uzun zamandır kendine değersiz olduğunu anlatan bir hikâyenin içindesin. Ve belki de artık o hikâyenin doğru olup olmadığını sorgulama zamanı gelmiştir.


Kendine bugün şunu sor:

Eğer kendimi gerçekten değerli kabul etseydim, bugün hayatımda neyi farklı yapardım?


Cevabını bulduğunda hemen büyük bir değişim yapmak zorunda değilsin.

Bir küçük seçim yeter.

Bir “hayır”.

Bir sınır.

Bir ertelemeyi bırakmak.

Bir ihtiyacını söylemek.

Bir başkasının onayını beklememek.

Kendini küçümsemeden bir başarıyı kabul etmek.


Çünkü dönüşüm her zaman büyük bir karar gibi gelmez. Bazen sessizce verilen küçük bir karardır. Ve o kararın içinde şu cümle saklıdır: Ben artık kendimi eski hikâyemden ibaret görmüyorum.


Sık Sorulan Sorular

Değersizlik hissi neden oluşur?

Değersizlik hissi; kişinin kendisiyle ilgili oluşturduğu düşünceler, geçmiş deneyimleri, ilişkileri, karşılaştırmaları ve tekrar eden davranış döngüleriyle beslenebilir. Her kişinin deneyimi farklıdır. Bu nedenle tek bir nedene indirgemek yerine kişinin kendi düşünce ve seçim döngüsünü fark etmesi önemlidir.


Kendimi değersiz hissetmekten nasıl kurtulabilirim?

İlk adım, “Ben değersizim.” düşüncesini doğrudan gerçek kabul etmek yerine onu gözlemlemektir. Hangi durumlarda ortaya çıktığını, hangi davranışlara yol açtığını ve sana ne sağladığını fark etmek yeni seçimler oluşturmanın başlangıcı olabilir.


Değersiz hissetmek ile değersiz olmak aynı şey midir?

Hayır. Bir duygu veya düşünce deneyimi, kişinin mutlak değerini belirlemez. “Kendimi değersiz hissediyorum.” demek bir deneyimi tarif eder; “Ben değersizim.” demek ise bu deneyimi kimliğin tamamı haline getirebilir.


Değersizlik hissi ilişkilerimi etkiler mi?

Evet. Kişinin kendisini nasıl gördüğü; sınır koyma, onay arama, iletişim kurma, seçim yapma ve ilişkilerde neyi kabul ettiği üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle ilişkilerde tekrar eden döngüleri incelerken kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiye de bakmak önemlidir.


Değersizlik hissi için hangi soruyu kendime sorabilirim?

Başlangıç için güçlü bir soru şudur:

Değersiz olduğuma inanarak hayatımda neyi mümkün kılıyorum?

Bu sorunun amacı kendini suçlamak değil; görünmeyen bir davranış veya kimlik döngüsünü fark etmektir.

Yorumlar


Haberler ve güncellemeler için bültenimize bugün abone olun

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz...

TELİF HAKKI ©

"Sihirli Bilinç Akademisi" markasının tüm hakları saklıdır. Bu platformda yayınlanan yazıların, eğitimlerin, seminerlerin, videoların tarafımızdan aksi belirtilmedikçe 5846 numaralı Telif Hakları Kanununa uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adınıח değiştirilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi hareketlerde kanuni işlem yapılır.

bottom of page