Hayatın Dualitesi: Yaşamı Gerçekten İnançlarımız mı Şekillendiriyor?
- Su EREM

- 6 Ağu
- 2 dakikada okunur

Hayat, okuduğun okulların ya da öğrendiklerinle ilgilenen bir sistem değil. Bu sistemin içine atılıyoruz ve bize, Hadi oynayın, kurun deniliyor.
Biz de bu dualitede öğrendiklerimizle, bize öğretilenlerle çabalayıp duruyoruz. Kimi zaman batıyor ve Bitti diyoruz.
İşte tam o karamsarlığa düştüğümüz zamanlarda yanımızda ne ailemiz oluyor ne de bizi sevenler. Çoğu zaman Biz demiştik yargısıyla karşılaşıyoruz. Ve bu da bizi daha kötü hissettirip kendimizi sorgulama girdabına sürüklüyor.
Sonra diyoruz ki: Okuduk, öğrendik, çalıştık, çabaladık, iyi insan olduk... Ee, ne oldu? Şimdi ödülümüz bu mu?
Tam bunu söylediğimiz sırada etrafımızdan şu cümle geliyor: Allah sevdiği kullarını sınar. Düzelecek, üzülme.
Biz de Peki diyoruz, yeniden doğruluyor ve bu beklentiyle tekrar başlıyoruz.
Hayat yıllar boyunca böyle akıp geçiyor.
Ve bir an duruyoruz ve diyoruz ki: Peki, Allah bizi sevdiği için sınadı. Bu dünyaya gelmemizin dolaylı sebebi de Allah ise, neden bu dualitede rahat edenler, bize öğretilen ve 'kötülük' diye tanımlanan taraftakiler oluyor?
Yoksa bu dualitede bize öğretilen her şey bir yanılgı mı?
Ve gerçekten yaşamımızı şekillendiren şey, öğrendiklerimiz değil de inançlarımız mı?
Peki, bir an için bildiğin her şeyi kenara bırakmaya cesaret edebilir misin?
Ya sana anlatılan hayatın tek gerçek olmadığını söylesem?
Ya yıllardır doğru sandığın şeyler, sadece nesilden nesile aktarılan kabullerden ibaretse?
Belki de yaşam, bize öğretilen kurallara göre değil; bizim onlara yüklediğimiz anlamlara göre şekilleniyor.
Çünkü aynı olayı yaşayan iki insanın hayatı neden bambaşka yönlere gidiyor?
Neden biri yaşadığı zorluğu bir yıkım olarak görürken, diğeri aynı zorluğu hayatının dönüm noktası olarak anlatıyor?
Demek ki yaşamı oluşturan olaylar değil, o olaylarla kurduğumuz ilişki. Belki de yıllardır değiştirmeye çalıştığımız hayat, aslında değiştirmemiz gereken yer değildi.
Belki de değişmesi gereken; kendimizi, dünyayı ve yaşamı algılama biçimimizdi.
Çünkü bir inanç, fark edilmediği sürece kader gibi yaşanır. Ve insan, çoğu zaman kendi gerçeğini yaşamaz. Kendisine öğretilen gerçekliği yaşamaya çalışır. İşte tam bu yüzden aynı döngüler tekrar eder.
Aynı insanlar...
Aynı hayal kırıklıkları...
Aynı mücadeleler...
Sadece isimler değişir, hikâye değişmez. Peki ya sorun hayat değilse?
Ya sorun, hayatı hangi bilinçten okumayı öğrendiğimizse?
Ve belki de asıl soru şudur:
Bugüne kadar gerçekten kendi seçimlerinle mi yaşadın, yoksa sana doğru olduğu söylenen seçimleri mi yaptın?
Çünkü bu sorunun cevabı, sadece bugünü değil, bundan sonra yaşayacağın hayatı da değiştirebilir.




Yazılarınızı okudukça farkındalık kazanmak müthiş! İyiki varsınız sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Hocam sizi onurlandırıyorum.